[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  17-11-2019 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
PKK ve ORTADOĞU DEVR...
EKİM DEVRİMİ’NİN AN...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  Dünün Sosyal Şovenleri Hala Sosyal Şovendirler }
| Komünist HarekettenDünün Sosyal Şovenleri Hala Sosyal Şovendirler
ve Bugünkü Hizbullah Kuyrukçularıdır
Maskelerini Düşürelim!


Yaşadığımız topraklarda Barış Günü hep Kürt sorunu gündemiyle geldi. Barış Günü asıl olarak Türkiyeli sol akımların Kürt sorununa yaklaşımlarını ortaya koydukları gün oldu.

"Bağımsız birleşik Kürdistan" hedefini kimi zaman hayalci yahut nostaljik çoğu zaman da bölücü ve tehlikeli bulan sol akımların Dünya Barış Günü'nde takındıkları tutumlar da bu kavrayışlarına uygun bir biçimde şekillendi. Sol akımlar Barış Günü'nde Türk devletinin Kürtler üzerinde uyguladığı vahşeti teşhir etmekle sınırlı kaldı.

Barış Günü vesilesiyle dile getirilen Kürt sorunu hakkındaki çözüm önerileri de görünüşte farklılıklar taşısa da aslında hep aynı içeriği taşıyor. "Barış Hemen Şimdi!" "Onurlu Barış! Kürt Sorununa Halkçı Çözüm!" "Emperyalizmle Barışa Hayır, Barış Sosyalizmle Gelecek!" "Barış işçi Hükümetiyle Gelecek!" diyenlerin hepsi istisnasız olarak Kürtlerin Türkiye sınırları içinde yaşamaya müebbeden mahkum oldukları bir barıştan söz ediyorlar.

İşçi sınıfının enternasyonalist birliğinin sağlanması için ezilen ulusların kendi kaderini kayıtsız şartsız tanıyan KöZ'ün bu konudaki görüşleri sol içindeki hakim görüşlerle taban tabana zıt bir konumdadır.

Kürdistan'ın esaretini pekiştirecek bir kirli barışı Kürtlerin yarasına merhem olarak sunan akımlar karşısında KöZ sadeceTürkiye'de değil Orta Doğu'da barışın sağlanmasının olmazsa olmaz koşullarından birinin Kürdistan'ın özgürleşmesi olduğunu savundu."Kürdistan'a Özgürlük Orta Doğu'ya Barış" şiarını öne çıkardı. Kürdistan'ın özgürlüğü için mücadele etme-yenlerin, bu mücadeleyi vermek isteyenlere elini uzatmayanların Orta Doğu'daki savaşları önleyemeyeceğini, dahası emekçileri birbirine düşüren bölge devletlerinin, karşı devrimci örgütlenmelerin kuyruğuna takılacağını ileri sürdü.

KöZ aynı zamanda sol harekette yaygın bir şekilde gözlenen başka bir iki yüzlülüğe de parmak bastı. Amerika'nın Irak'taki işgalini her fırsatta protesto eden sosyalistler Türkiye'nin sınırlarını değişmez kabul eden sosyal şoven önyargıları nedeniyle Türk Devleti'nin Kuzey Kürdistan'daki haksız varlığı karşısında tek bir laf etmiyorlardı. KöZ ise bu durum karşısındaki tutumunu "ABD Bağdat'tan TC Amed'den Defol!"şiarıyla orta koydu, koymaya devam ediyor.

Bugün İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarıyla birlikte solun gündemine oturan Filistin sorunu KöZ'ün sol akımlara ilişkin tespitlerini bir kez daha doğruluyor. Kürtlerin parçalanmışlığına ve esaretine sessiz kalanlar siyonist İsrail'in zorbalıkları karşısında, Hizbullah'ın eteklerinin altına sığınıyor. Kimileri düzmece röportajlar düzenleyip Nasrallah'ı Deniz Gezmiş'le yanyana göstermeye çalışıyor, kimileriyse İsrail-Hizbullah savaşını "Hizbullah kazandı, Lübnan halkı kazandı, biz kazandık" diye yorumlayarak tüm nesnel gerçekliği ters yüz ediyor. Böylelikle tüm bu akımlar Kürdistan'ın olduğu kadar Filistin'in esareti karşısında da kayıtsız kalıyorlar.

Hizbullah temel derdi İsrail'i yıkıp Filistin'i birleştirmek olan bir örgüt değildir. Bilakis Hizbullah Lübnan'a hükümet olup İsrail ve Amerika'yla pazarlık etmeyi amaçlayan karşı devrimci bir örgütlenmedir. Hizbullah'ın hükümette etkisini arttırıp, İsrail 'le pazarlıkta elini güçlendirmek için Lübnan'ın emperyalist "Barış Gücü" brlikleri tarafından işgal edilmesine bile ses çıkarmaması bu durumun en iyi kanıtı. Hizbullah İsrail 'i yıkamaz, olsa olsa sağlamlaştırır. Siyonist İsrail'le yaptığı kirli pazarlıkları yahudi düşmanlığını yaygınlaştırarak unutturmaya çalışan Hizbullah, Filistinlileri emperyalistlere karşı birleştiremez, aksine emperyalistlerin ekmeğine yağ sürecek bir biçimde böler ve birbirine düşürür. Hizbullah Filistin'e barış değil daha fazla savaş getirebilir ancak.

Siyonist İsrail devleti de Hizbullah'ı ve Hamas'ı büsbütün ortadan kaldırmak için savaşmıyor. Bilakis Hizbullah da Hamas da İsrail 'in karşısında görmek istediği türden bir düşman türüdür. Bu iki akım Müslüman Filistinlilerin temsilcisi olarak ne kadar öne çıkarsa İsrail kendi meşum varlığına o kadar meşruiyet sağlayacaktır. Ayrıca Hizbullah ve Hamas'ın varlığı İsrail devletinin baskısı altında yaşamaya mahkum edilmiş emekçileri bu devlete ve siyonizme muhtaç kılacağından İsrail sınırları içinde sınıf savaşının önünün kesilmesi için paha biçilmez bir manevra alanı yaratacaktır.

Şeriatçı Arap rejimleri ile kuşatılmış bir şeriatçı İsrail devleti, kendini büsbütün kalıcılaştıran bir gerici odak olarak Orta Doğu'nun baş belası olmaya devam edecektir.

Üstelik Hizbullah'ın sadece Filistin'e barış ve huzurun gelmesine engel olmakla kalmadığı da çarçabuk görüldü. Hizbullah'ın İsrail saldırısı karşısında prestij kazanmasının hemen ardından, İran'daki kardeşleri bunu fırsat bilip yıllardır yapamadıkları bir şeyi yaptılar ve herkes Türkiye'nin güney Kürdistan'a ne zaman gireceğini beklerken, iran Hizbullah'ı Nasrallah kardeşinden aldığı güçle Doğu Kürdistan'a sefer düzenledi ve hatta Kandil Dağı'nın eteklerine kadargirdi. Bu bakımdan hem İsrail hem de iran Türkiye'nin çoktandır heves ettiği Güney Kürdistan seferi için emsal teşkil edeceksaldırılar yaptı.

Bu olgu bile Filistin ve Kürdistan sorunlarının ne kadar iç içe olduklarını gösterir. Aynı zamanda hem Filistin komünistlerinin hem de Kürdistan komünistlerinin kendi davaları için önem vermek zorunda oldukları enternasyonalist ödevlerine işaret eder, hem de bölgedeki devrimcilerin enternasyonalist dayanışma adına özensiz ve rastgele tutumlar almalarının ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterir.

Tam da bu nedenle dün Kürdistan'ın esareti karşısında sessiz kalanlar, bugün parçalı bir Filistin'den siyasi rant sağlama hevesinde olan lah'ın peşine takılmakta, ama utanmaz ama ürkek bir şekilde bu karşı devrimci örgütü desteklemektedir. Aynı şekilde, bağımsız birleşik Kürdistan hedefini bir parçanın dar, kısmi ve geçici çıkarlarına kurban eden parçacı Kürdistanlı akımlarda Birleşik Filistin mücadele-sinin kendi ulusal çıkarları bakımından taşıdığı önemi görmezden gelip Kürdistanlı emekçilerin görmesine de engel olacaklardır.

Bu bakımdan Hizbullah'ı destekleyen akımlardan hiçbirisi Filistin meselesi karşısındaki görüşlerini net bir biçimde dile getirememekte Siyonist İsrail Devleti'nin yıkılmasını mı yoksa yaşamasını mı savunduklarını açıklayamamaktadırlar. Keza Kürdistan'ın bir parçasında kendi dar çıkarlarının bekçiliğini yapmak isteyenler de Siyonist İsrail 'in katliamlarını görmezden gelmektedirler.

Bu yüzden "Kürdistan'a Özgürlük Orta Doğu'ya Barış!" şiarını Filistin'i kapsayacak şekilde genişletmek, Orta Doğu'daki barışın yolunun hem bağımsız birleşik Kürdistan hem de birleşik ve laik Filistin'den geçtiğini ısrarla bildirmek şarttır.

Birleşik Kürdistan ve Filistin talebini birarada savunmak sadece bugün Nasrallah'ın peşinde koşan sosyal şovenistleri daha iyi teşhir etmeye yaramayacak aynı zamanda Kürt ulusunun sahte dostlarının ve önderlerinin foyasını meydana çıkarmaya yarayacaktır.

Bu tutum hem enternasyonalist Kürdistan komünistlerini Kürdistan'daki diğer akımlardan ayırt etmek için önemli bir ayraç olacak; hem de bir bütün olarak bölgedeki komünistlerin özellikle de yaşadığımız topraklarda mücadele edenlerin kendilerini diğer akımlardan ayırt etmesini sağlayacaktır. Böylece Filistin meselesi karşısında takınılan tutum da Komünist Enternasyonal'in mirasına sahip çıkan komünistlerin birliğinin sağlanması yolunda ölçülerden birini daha somutlaştırmaya hizmet edecektir.

(PROLETER DEVRİMCİ KÖZ, EYLÜL 2006, ÖZEL SAYI 1)
|
_ _