[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  14-07-2020 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
PKK ve ORTADOĞU DEVR...
EKİM DEVRİMİ’NİN AN...
_ _
{  Devrimci Bülten Sayı 75 (4) }
| Devrimci Bülten

“EMPERYALİZM VE TÜRKİYE” KİTABINA ÖNSÖZ

Kemal Erdem


Bu kitabın amacı ne bir bütün olarak kapitalist sistemi ne de onun bir biçimi olan emperyalist sistemi kapsamlı olarak analiz etmek değildir. Bunun için bir çok kitap ve çalışma zaten mevcuttur. Bu kitabın konusu, kapitalist ve emperyalist sistemin Marksist araştırmacılar tarafından çok az ele alınan bir bölümüyle ilgilidir. Bu bölüm, genel kar oranlarının eşitlenmesi ve bu eşitlenme temelinde ortaya çıkan alt ve  üst yapıdaki değişimlerin ve görüngülerin nasıl ele alınmasıyla ilgilidir. Ama bununla birlikte de kapitalizmin tarihselliği sorununu ele alarak, özellikle bu noktadaki idealist yaklaşımlardan kopmaktır.


Marksizm içerisinde, kapitalizmin tarihselliği noktasındaki idealist yaklaşımların kökenleri Lenin ve Bolşevizme kadar uzanır. Özellikle Lenin’in yanlış emperyalizm tespiti (o zamanın emperyalizmini kapitalizmin en yüksek aşaması sayan) devrimci hareket içerisindeki idealist yaklaşımların temelini teşkil eder. Kapitalizmin bu yanlış tespiti üzerinden çok yanlış teoriler ortaya çıkmış ve zaman içerisinde bugünkü devrimci hareketin darlığına neden olmuştur.


Devrimci hareketin dünya çapında tekrar alternatif olabilmesi için devrimci teorinin tekrar kurulması gerekmektedir. Bu yeniden teorik  inşa çalışmasının temeli de doğru bir kapitalizm ve emperyalizm analizi olmak zorundadır. Çünkü bütün diğer teorileri koşullandıran bu genel teorik çerçevedir.


Devrimci hareket için bugün temel karakteristik durum, eskinin (Leninizm) ideolojik ve politik olarak ölmesi ama yenisinin de ortaya çıkamamasıdır. Bu noktada, dünya devrimci hareketi  bir tür geçiş dönemi yaşarken, bu dönem aynı zamanda bir tür ideolojik krize de neden olmaktadır. 


Yeni ideolojik biçimin az çok neye benzeyeceğini artık biliyoruz. Bu yeni biçim, bir bütün olarak kendinden önceki devrimci biçimleri reddetmez. Ama onların olumlu yanlarını alarak, olumsuz yanlarını ayıklar. Bu Lenin ve Bolşevikler için olduğu gibi, dünyanın dört bir köşesindeki bütün devrimci deneyimler için de geçerlidir. Dikkatli bir şekilde incelendiği zaman, yeni ideolojik biçimin farklı parçaları, farklı zamanlarda farklı sorunlar etrafında ortaya çıkmıştır. Sadece bunların bir sistem olarak daha yüksek bir teorik düzeyde birleştirilmesi ama varolan boşlukların da doldurulması gerekmektedir.


Yeni ideolojik düzeyde, Marx ile Engels’in düşüncesi temel olarak kalırken, Lenin’in Parti teorisi bu yeni disiplin içerisinde önemli bir köşe taşı olarak yerini alır. Ama demokratik ve sosyalist devrim teorileri ve yine sosyalizme gidiş yol ve yöntemleri, emperyalist sistem karşısındaki tarihsel mevzilenme vs. teoriden atılması gereken noktalardır. 


Lenin’in bu noktadaki yanlış ve eksikliklerine dolaylı bir şekilde parmak basan ve yeni bir devrim teorisinin geliştirilmesi zorunluluğunu ilk olarak kavrayan, İtalya’da Antonio Gramsci oldu. Politik iktidarın ele geçirilmesi ile kapitalizmin tarihsel çerçevesinin hemen dışına çıkılamayacağı ve bundan dolayı da özellikle küçük ve orta burjuva unsurlarla uzun bir tarihsel birlikteliğin zorunlu olduğunu ve bu birlikteliği de devrimci hareket bu sınıflar üzerinde  ancak hegemonya kurarak ve de bunun gereklerini yerine getirerek sağlayabilirdi. Gramsci bu teoriye Pasif Devrim adını verdi.


Yeni dönemin ideolojik biçimi Gramsci ile birlikte nüve olarak doğmasına karşın, bu anlayışın teorinin bütün cephelerini ele geçirmesi için daha çok uzun zamana ihtiyaç vardı. Bir çok olumlu devrimci girişime karşın, bürokratik devrim anlayışı bir türlü aşılamıyordu. Çin devriminde olsun, Vietnam ve Küba devrimlerinde olsun, Bolşevizm’den kalma ideolojik biçimler çok etkindi ve bu durum bu toplumlarda bir çok huzursuzluğun nedeni oldu. 


Çin Devrimi Halk Savaşı teorisiyle devrimci savaş sanatında büyük bir çığır açtı. Küba Devrimi de aynı şekilde. Vietnam kendi özgülünde devrimci savaş sanatını muazzam ölçüde geliştirirken, devrimci savaşın çok önemli bir başka noktasını Psikolojik Savaş Konsepti temelinde geliştirdi. Vietnam savaşının kazanılmasında da bu doğru yaklaşım büyük rol oynadı. Ama bütün bu olumlu  gelişmeler, yanlış bir kapitalizm tarihselliğinden kaynaklanan yanlış bir sosyalizm anlayışıyla hep sakatlanıyordu. 


SSCB’nin ve Doğu Avrupa’daki bürokratik diktatörlüklerin çökmesinden sonra, ortaya çıkan yeni devrimci döneme damga vuran hiç kuşkusuz Abdullah Öcalan ve PKK oldu. Yeni devrimci ideolojinin büyük oranda şekillenmesinde rol oynadılar ve üstelik bunu güçlü ve yaygın bir devrimci hareket olarak pratiklerinde de uygulamaya çalıştılar. 


Abdullah Öcalan yeni devrimci ideolojik biçimin çok önemli parçalarını buldu: Demokratik Ulus, Demokratik Modernite ve Stratejik Denge Konumu. Bu teorik parçaları dikkatli bir şekilde Demokratik Özerklik teorisiyle birleştirerek, Devrimci-Liberal ya da Devrimci-Demokratik hareket tarzının temellerini attı. Buna göre devrimci hareket, devrimci mücadeleyi bizzat legal ve parlamenter sistem içerisinde güç olmak için kullanacaktı ve devleti hemen yıkmaktan ziyade, sistematik bir şekilde reforma tabi tutarak, zaman içinde burjuvaziyi iktidardan yıkacaktı. Emperyalist ya da farklı burjuva devletler arasına stratejik denge konumu temelinde yerleşerek ve emperyalistleri direk karşıya almadan ve yan yollar kullanarak da hareketin genel bütünlüğü korunacaktı. Öcalan’ın bu ideolojik yaklaşımı, Gramsci’nin teorisinin geliştirilmesi olup, artık bizzat yeni çağın temel devrimci ideolojisinin de doğumudur. Ama çoçuk doğar doğmaz öksüz ve yetim kaldı. Çünkü Öcalan’ın cezaevinde (Gramsci gibi) geliştirmek zorunda kaldığı yeni devrimci ideoloji, dışarıdaki yoldaşları (bu Kandil yönetimidir, ki PKK’nin eski kadrolarıdır) tarafından anlaşılmamıştır.


Öcalan yeni teorinin doğmasına büyük emek vermişse de, bu teorinin çok önemli bazı eksiklikleri mevcuttur ve bu eksiklikler, PKK’nin stratejik ve taktik yapısını olumsuz etkilemektedir. Bu eksikliğin başlıcası, Öcalan’ın yanlış sosyalizm teorisine hala daha bağlı kalması, kapitalizmin tarihselliğini hesaba katmadan hemen sosyalizme geçme anlayışıdır. Bu anlayışın Kürdistan’daki temel sonucu, bizzat Öcalan’ın geliştirmiş olduğu Demokratik Ulus teorisinin Kürdistan’da pratiğe geçememesidir. Yanlış kapitalizm ve sosyalizm teorisi, bizzat Kürdistan’daki sınıflar arasındaki tarihsel ilişkilerin yanlış kurulmasına neden olmaktadır. PKK’nin özellikle KDP karşısındaki yanlış politikasının özü buradan kaynaklanır.


Yeni devrimci çağda, devrimci hareketlerin genel hareket tarzı  genel olarak ortaya çıkmışsa da, hem daha incelikten yoksundur hem de ciddi eksiklikleri mevcuttur. Bu eksikliğin başlıcası bilimsel bir sosyalizm teorisi, ki ancak kapitalizmin tarihsel-fiziksel sınırlarının doğru bir şekilde belirlenmesi temelinde elde edilir. Yine Pasif Devrim teorisinin ve bu teorinin stratejik ve taktik yapısının isabeti de kapitalizmin bu tarihsel çerçevesinin doğruluğuna bağlıdır.


İşte bu kitabın dördüncü bölümünde ama özellikle de bu bölümün sonunda, kapitalizmin bu tarihselliği, Marx’ın teorisinin temel özellikleri kullanılarak ortaya serilmeye çalışılmıştır. Yine kitabın beşinci bölümünde de, Marx’ın genel kar oranlarının eşitlenme teorisi temelinde de, önümüzdeki dönemlerde emperyalist siyasetin nasıl bir evrim geçirebileceği üzerinde durulmaktadır.


Kitaba koyduğum bazı ekler ise, farklı dönemlerde yazdım makaleler olup, kitabın ana fikrini destekleyen makalelerdir. Bu makalelerden “AKP’nin Denge Siyasetinin Sonuna mı Doğru?” adlı makale, içinden geçtiğimiz sürecin tarihsel yerini belirlemek bakımından önemli tespitler içermektedir. Buradaki temel tespite göre, yeni çağın yeni bir dünya savaşının hemen ön gününde bulunduğumuzdur.


Emperyalist paylaşım ve nüfuz mücadelesi önümüzdeki süreçte hiç kuşkusuz yeni bir döneme evrilecek ve bu yeni dönem, 1991 yılından günümüze kadar olan süreçten çok daha yıkıcı ve felaket bir duruma yol açacaktır.  Bu da aslında yeni bir devrimci döneme girdiğimizin ve bu yeni dönemde başarı kazanabilmek için ideolojinin eksikliklerini tamamlamamız gerektiği ve yanlış ile eskiyen yerlerinin atılması gerektiği anlamına gelir.


Bu önsözü devrimci teorinin çok önemli bir eksiğini belirleyerek bitirelim. Bu eksiklik, devrimci teorideki yeni savaş tarzının ne olması gerektiğidir. Çünkü bu nokta geliştirilmeyene kadar, devrimci hareketin güçlenmesi ve iktidar mücadelesi verebilmesi mümkün değildir. Yeni devrimci ideolojik biçim, özellikle ortaya koymuş olduğu Pasif Devrim ve Demokratik Ulus ile Demokratik Modernite teorileriyle bu yeni savaş biçiminin gelişmesine neden olacaktır. Çünkü yeni çağın devrimci savaş biçiminin, doğru bir politik çizgi olmadan ortaya çıkabilmesi mümkün değildir. Yeni devrimci siyaset tarzı, kendisine uygun savaş biçimi de ortaya çıkaracaktır.


Yeni çağın temel devrimci savaş biçimi “Şehir Gerilla Savaşı”dır. Bu yeni savaş biçimi, Pasif Devrim ve Psikolojik Savaş Konsepti temelinde geliştirilmeli, temel savaş yasaları bulunarak tamamen devrimci mücadelenin emrine verilmelidir. Mücadelenin baskısı ve ihtiyaçları doğrultusunda bu savaş biçiminin gelişecek olmasından asla kuşkum yoktur. Çünkü sorunun yakıcı bir şekilde kendisini  dayattığı yerde ve zamanda, çözüm için bütün koşullar da bir araya toplanmış olacaktır.


 


|
_ _